"Yaşamsal güç" farklı kültürlerde farklı isimlerle adlandırılmıştır. Mistik ya da metafizikle ilgili tüm ulusların öğretilerinde bu yaşam gücü, sağlık, bilinç ve mutluluğun temeli kabul edilmiştir. Hint felsefesinde ve ona bağlı öğretilerde bu güç "Prana" olarak adlandırılır. Çinliler bu güce "Ch'i" (çi) derler, Japonyada "Ki" diye adlandırılır. Sufizm'de "Nefes", Amerika'da ise "Kozmik enerji" dedikleri yine aynı güçtür. Hepsi de yaratılışın özünde var olan, çıplak gözle görülmeyen ancak süptil boyutta var olan "yaşam enerjisi"ni tasvir eder.
Bugün artık insan vücudunun bir enerji alanına sahip olduğunu ve bu enerji alanındaki çeşitli değişimlerin de fiziksel, duygusal, zihinsel ve ruhsal düzeylerde değişimlere sebep olduğunu biliyoruz. Aynı şekilde fiziksel, duygusal, zihinsel ve ruhsal değişimler de insan enerji alanına yansımaktadır. Yani tepkime çift yönlüdür.
Evrende enerjitik anlamda sınır yoktur. Bir enerjinin nerede başlayıp nerede bittiğini belirlemek imkansızdır. Dolayısı ile eğer enerjiyi gösteren gözlüklerimiz olsaydı, çevremiz başta olmak üzere herşeyin ne kadar da grift bir yapıda olduğunu rahatça görebilirdik. İnsan enerji alanı da evrenin temeli olan yaşamsal güçten ayrı değildir, tersine enerji alanımız ve evreni kaplayan süptil enerji içiçe geçmiş iki sistemdir.
"Çakralar" adı verdiğimiz "Enerji değişim-dönüşüm-iletim merkezleri" ise bu noktada devreye girmektedir. Binlerce yıldır farklı kültürlerde farklı amaç ve modellemelerle kullanılan çakra bilgisi, bugün hemen hemen tüm şifa- terapi, enerji uygulamalarında, sayısız doğu disiplininde karşımıza çıkmaktadır.
Çakralarımız ve onlarla ilgili sistemi anlamak, aslında kendimizi anlamaktır.
|
Hindistan'ın (ve belki de dünyanın) en eski dini olan Veda dinine ait kitaplara "Veda"lar denir. Vedalar dört kitaptan oluşur: Rig Veda, Sama Veda, Yajur Veda ve Atharva Veda. Yine bu kitapların her biri iki kısımdan oluşur: "bilgi" ve "hareket". Bu kitaplardan Sama Veda, dini gerçeğin en büyük kısmı olan Tanri bilgisini işler ve kitabın bu kısımlarına "Upanişadlar" denir. Upanişadların en büyük özelliği, bu yazıtların ermişlere ve bilge kişilere ait olmasıdır.
Kundalini kelimesi Sanskritçe'de “gizemli” anlamına gelmektedir. Aynı zamanda kelimenin kökü kund “yanma/ateş” anlamlarını da taşır. Hint kozmolojisinde Kök Çakranın hemen üzerinde, üç buçuk defa kıvrılmış şekilde uyuyan bir yılan ile sembolize edilir. Bu sembolizma, insan bedeninin bilinmeyen potansiyelini açığa çıkarabilecek olan gizemli bir gücün potansiyel halde mevcut olduğu fikrini anlatır. Aynı zamanda açığa çıkarılmayı bekleyen uyur haldeki (potansiyel) bir güçtür. Kelimenin “kundal” kökü spiral anlamına da gelmektedir. Bu anlamda, Kundalini enerjisi uyandırıldığında, spiraller çizerek veya dönerek dolanarak yukarıya hareket eden sıcak bir enerjidir.
|
|

Çakra sisteminin fizik bedenimiz üzerinde etkili olması, yedi majör (büyük) çakranın yaşamsal fonksiyonlarımızı denetleyen çeşitli salgı bezleri, organlar ya da sistemlerle kesişmesi ile mümkün olmaktadır. Yaşamsal güç, çakralar aracılığı ile fizik bedenimizde ilintili oldukları organ, sistem ya da salgı bezlerinin enerjisini dengeler. Böylelikle, fizik bedenin fonksiyonlarını dengeleyip düzenler ve daha kaliteli bir yaşam enerjisi ile işleyen sağlıklı bir bedene sahip oluruz. Aşağıdaki yazıda çakraların sadece fizik beden üzerindeki etkileri dikkate alınmıştır. Herhangi bir fiziksel dengesizlik/işleyiş bozukluğu durumunda, ilgili çakra bu dengesizlikten etkilenir ve aynı şekilde, belli bir çakradaki işleyiş bozukluğu da sözkonusu fiziksel probleme/problemlere yol açabilir.